TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26'dan %28'e yükseltti. Sektörün büyük çoğunluğu bu revizyonu sıradan bir makroekonomik dipnot olarak okuyor ve dördüncü çeyrek bütçelerini "faiz indirimleri kesin başlıyor" varsayımıyla çoktan kilitliyor.
Biz Sellf olarak makro belirsizliği kontrol edilemez ama hesaba katılması şart olan bir "dış gerçeklik" olarak görüyoruz. Büyüme mühendisliği perspektifinden asıl mesele şu: Medya maliyetlerini ve fiyatlama kararlarını böylesi bir belirsizlik penceresinde sabitlemek, tamamen önlenebilir bir risktir. Faiz indirim sinyalinin en az bir ay ertelenmesi, esnek olmayan Q4 planlarını doğrudan cezalandıracaktır.
Yıllık 100M TL cirosu olan ve Q4 bütçesini şimdiden agresif şekilde bağlayan bir firma için bu durum; daralan likidite ortamında artan CAC (müşteri edinme maliyeti) ve alternatif getiri kaybıyla birlikte, ayda yaklaşık 350.000 TL'lik saf kârlılık sızıntısı demektir. Etkileşim (impression) gibi içi boş metrikler yerine ROI'ye odaklanan bir yapı için doğru yaklaşım, Eylül PPK toplantısına kadar bütçeleri esnek senaryolarla yönetmektir.
Q4 operasyon ve medya senaryolarınız, "gecikmeli gevşeme" stres testinden geçti mi?

