Ağustosta sanayi üretimi yıllık %1,9, aylık %1 geriledi. Ancak daralma eşit dağılmıyor: sermaye mallarında yıllık düşüş %5,1, dayanıksız tüketim mallarında %4,1; yüksek teknoloji üretiminde ise %14,5 artış var.
Bu tabloyu yalnızca “daha az satacağız” diye okumak, maliyet etkisini eksik bırakır. Asıl mesele şu: Üretim küçülürken sabit maliyet aynı kalırsa, kalan her birim daha pahalıya üretilir.
Bir Sellf varsayımıyla somutlaştıralım: Dayanıksız tüketim malı üreten bir şirkette 100 TL’lik birim maliyetin 30 TL’si sabit olsun. Toplam sabit gider ve birim değişken maliyet değişmeden hacim %4,1 düşerse, birim sabit maliyet yaklaşık %4,3 artar. Toplam birim maliyet 101,28 TL’ye çıkar: yaklaşık %1,3 artış. Fiyat değişmezse her birimde 1,28 TL daha az kâr kalır. Bu, sektör verisi değil, örnek senaryo hesabıdır.
Biz planı üç soruyla kuruyoruz:
- Maliyet: Hacim azalınca hangi giderler aynı kalıyor?
- Marj: Hangi hacimde hedef kârlılığın altına iniyoruz?
- Fiyat: Maliyeti fiyata yansıtmak, talebi daha da azaltırsa sonuç ne oluyor?
Sellf açısından büyüme mühendisliği, hacim tahminini marjın kırılma noktasıyla birlikte değerlendirmektir.
Sabit maliyetinizin hacim düşüşüne göre kırılma noktasını biliyor musunuz?

