Haziran ayında TL kredi hacmi %2,9’luk aylık ivmeyle 17 trilyon TL'ye ulaştı. Piyasanın büyük çoğunluğu, %40 bandındaki fonlama maliyetini ve 23 Temmuz'daki %37'lik sabit politika faizi beklentisini "kredi muslukları açılıyor, ciro büyütme fırsatı geldi" şeklinde okuyor.
Biz bu tabloya büyüme mühendisliği perspektifinden bakıyoruz. Ucuz krediye erişim büyüme değildir; ancak büyüme için zaman satın almaktır. Marjlar ve operasyonel verimlilik iyileşmediği sürece, krediyle finanse edilen ciro artışı yalnızca borç yükünü büyütür ve gerçek kârlılığı maskeler. Asıl mesele şu: Yıllık 100 milyon TL cirosu olan bir firma, %40 maliyetle aldığı 10 milyon TL'lik krediyi operasyonel sisteme (otomasyon, CRM, akıllı envanter) değil de salt ciro artışına yönlendirdiğinde, yıl sonunda net kârından 4 milyon TL saf kâr yakmış olur. ROAS gibi içi boş metrikler yükselirken, artan borç yükü RGI (Gelir Büyüme Endeksi) düzleminde finansal sağlık puanınızı aşağı çeker.
Eriştiğiniz bu yeni kaynağı geçici bir ciro illüzyonuna mı, yoksa şirketinizi kârlı büyütecek kalıcı sistem mühendisliğine mi harcıyorsunuz?

