Gelişim ve Kurulum aşamalarının ardından, Olgunlaşma adımı gelir. Buna esasen Gelişme bölümü de diyebiliriz. Zira kurulan girişim burada üç paralel yöntem ile sürdürülür: Takip, koruma ve İyileştirme. Girişimimizin geliştiği, duvarlarının örüldüğü, olması gereken hale getirildiği aşama burasıdır. Gelişim ve Kurulum aşamaları araştırmaya, incelemeye, karar vermeye dayalı iken, Olgunlaşma adımı büyük ağırlıkta uygulama ve takibe bağlıdır.
Bu adımda, kişi ve kurumlar artık girişimlerinin gerçek sonuçlarını ve hedef kitlelerindeki karşılığını görmeye başlarlar. Sonuçlar, tepkiler, öneriler, rakipler zaman geçtikçe daha da netlik kazanır. Kaynakların kullanılmaya başladığı, alınan kararların uygulamasının sürdürülebilirlik ve verimlilik açısından kritik hale geldiği yer tam olarak burasıdır.
Olgunlaşma aşamasında genellikle yapılan üç temel hata vardır. İlki, erken veya geç başlamaktır. Kuruluma veya gelişime çok uzun vakit harcayıp gerektiği zamanda harekete geçmemek veya henüz tam anlamıyla kurulumu tamamlamadan aceleyle harekete geçmek, en sık yapılan hatadır. Bunun gereklilik bakımından bazı istisnaları elbette ki konjonktür bunu gerektiriyorsa olabilir ama zamanlama, Olgunlaşma aşamasında kritik önem taşır.
İkinci temel hata, olgunlaşma evresinde hızlı büyüme aramaktır. Bu hata, aslında kökenlerini kurulum aşamasından alır. Hedefleri yanlış veya gerçekçi olmayan aralıklarla koymak ya da hedeflere bu aşamada uygulama esnasında uymamak, bazen geri alınamaz hasarlara, hatta motivasyon kaybına bile yol açabilir.
Üçüncü hata ise, ürünü veya girişimi pazara göre değil kendi inançlarına göre değerlendirmektir. Pazardaki büyük bir açığı, mevcut bir hizmet ya da ürünün çok daha gelişmişini, hatta gerçekten alanınızın en iyisini yaratmış olabilirsiniz. Belki bu doğrudur, belki yanlış. Ne var ki bunu doğrulayacak olan her zaman hedef kitlenizdir. Pek çok kişi, fanatik bir yaklaşımla pazarın tepkisine kulaklarını tıkayarak girişimine körü körüne inanmaya devam eder. Ürünü modifiye etmeyi, değiştirmeyi veya geliştirmeyi kendi vizyonuna bir hakaret ya da başarısızlık olarak görür. Oysa bu doğru değildir. Bir kez daha kişi-kurum ayrımındaki eksikliğin ve egonun zedeleyici niteliğinin bir örneğidir. Esas olan hiçbir zaman sizin girişiminize yönelik değerlendirmeniz değildir; pazarın ya da hedef kitlenizin ona yönelik değerlendirmesidir. Sizin vizyonunuz, elbette ki görülen talep ve geri bildirimle zıtlaşmayacak ölçüde ürünün özgünlüğünü korumaya odaklanmalıdır. Ne var ki ürün, kitleye rağmen değil kitleyle birlikte gelişmeli ve gerekirse değişmelidir.
Bu aşama, ilk ve ikinci aşamalardan farklı olarak, doğrudan uygulama sırasıyla ilerlemez. Çünkü uygulama aşamasında, ister istemez eylem sıranız ve öncelikleriniz sizin kararınıza göre değil, içine adım attığınız Pazar ve sektöre göre şekillenecektir çoğu zaman. Bu yüzden bir sıralama yapmak yerine, dikkat etmeniz gereken önemli noktaları derledik.
Unutmayın, fiziksel gerçeklikte etki tepkiyi doğurur. Ne var ki beşerî tüm faaliyetlerde, tepki etkiyi doğurur. Bu, tüm girişimciler ve sanatçılar için asla unutulmaması gereken bir gerçekliktir.




